Avrupa Süryaniler Birliği, Türkiye’nin, Irak Kürdistan Bölgesi’ne dönük operasyonlarında 30’dan fazla Asuri-Keldani-Süryani köyünün boşaltıldığını duyurarak “acil eylem” çağrısında bulundu.

Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) Yürütme Kurulu, Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesi’ne yönelik başlattığı operasyonlara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

Saldırıların kınandığı açıklamada, “Türkiye, Kartal-Pençe adlı 16 Haziran gecesi başlatılan operasyonda hedef aldığı bölgelerde korkuya, zorla yerinden edilmeye ve sivillerin ölümüne yol açtı” denildi.

Açıklamada, Türkiye’nin askeri operasyonlarla nüfuz alanını genişletmeyi amaçladığına dikkat çekiliyor.

“AKP ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan özellikle Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerde demografik değişim ve İslami yaşam biçimi ile sonuçlanan yeni alanları fethetmeye ve işgale devam ediyor.

“Afrin’de ve Suriye’nin kuzey doğusunda kendisine yeni bir cephe açan Türkiye yerli halkların zorla kitlesel göçe maruz bıraktı, kadınları, çocukları ve sivilleri öldürdü. İçinden geçtiğimiz süreçte ise Suriye Hristiyan köylerini zorla boşaltarak yeni bir toplu göçe neden oluyor”

Türkiye operasyonlarının göçlere neden olduğuna dikkat çekilen açıklamanın devamı şöyle:

“Kartal-Pençe operasyonun başladığından beri 20 Keldani-Süryani-Asuri köyü boşaltıldı. Bu köylerde yaşayan halklar güvende kalmak için Dohuk, Zaxo ve diğer yerlere gitti. Bu, Suriye’nin Habur bölgesinde geri Ninova Vadisi’nde olduğu gibi Keldani-Suryani-Asuri halklarının geri döndürülemez sonuçlara neden olacak kitlesel olarak yerinden edilmesine yol açacak.”

‘Acil eylem’ çağrısı

“Acil eylem” çağrısı yapılan açıklamada, devamla şu ifadelere yer verildi:

“Avrupa Süryani Birliği (ESU), Irak’taki merkezi ve bölgesel yetkililere Türkiye’nin bölgeye daha fazla müdahale etmesinin ve operasyonlarını sürdürmesinin önüne geçmek ve bölgenin yerlilerini tehlikeden koruyup güvenliklerini ve huzurlarını sağlamak için ciddi ve acil eyleme geçme çağrısı yapıyor.

“Şu anda Birleşmiş Milletler(BM), Avrupa Birliği (AB), ABD ve tüm bölgesel güçler bölgedeki halklar ve yerli sakinler ile etnik ve dini azınlıklar için uzun süreli bir çözüm momentumu yaratmalıdırlar.”

Sabro, MA